9 Ağustos 2013 Cuma

Mutlu Bayramlaar :)

  Bayram, akraba ziyaretleri derken burayı çok ihmal ettim ve farkettim ki yazmayı özlemişim :) Eve geldim ve ilk işim bunu yazmak oldu.
  Hayatımda geçirdiğim en sıkıcı bayramdı diyebilirim.Hep birlikte anneanneme gittik kalmak için, bayram sabahı orada olalım diye düşündük.Düşünmez olaydık.Çok sıkıldım.Şehir dışından yengem ve kuzenlerim geldi gece kuzenimle balkonda oturup yıldızları izledik.Yaklaşık 2 yıldır görüşmüyorduk zaten de yine de kuzenimi yeni keşfetmiş sayılırım :) Yıldızları çok seviyormuş o da.Yaşlarımız da yakın, 1 yaş var aramızda.Oturup dertleştik, artık yalnızca kuzenim değil sırdaşım da.Ayy bir de sabaha doğru ona bir kahve yapmışım zehirlenecek de yengem beni öldürecek sandım.Ama sonradan anladık ki o hazır kahveymiş ben klasik türk kahvesi gibi yapınca tabii öyle oldu.Nasıl şaşkınız belli değil.Neyse işte bayram diye herkes erkenden uyanmaya başladı.Televizyon izleyerek bir bayram geçirdik.Bir de toplam 2 günde yalnızca 1 saat uyuduğumun verdiği halsizlikle geçmek bilmedi zaman.Biz de kendimize latte yapıp kız kıza bahçeye indik, vakit geçsin.. :)
       


6 Ağustos 2013 Salı

Bir Gün Gerçekten Dayak Yiyeceğim

  Herkese günaydıınnnnn :) ''Bu saatte günaydın mı olur'' diyeceksiniz belki de haklısınız ama hem geceyi hem de uyumayı seviyorum işte bu yüzden sabahları uyuyup bu saatlerde kalkıyorum :) 

Rüyamda dayak yiyordum :) Yani aslında bakarsanız bir gün olacağı o.Yüksek sesle herkes hakkında yorum yapıyorum korkmadan, sonra dönüp gözlerini gördüğüm anda donup kalıyorum.Hayır madem korkuyorum neden duyacağını bile bile bir şeyler söylüyorum ki?
  
Geçen yıl okulun son günleri bahar şenlikleri var okulda.Müdürümüz serbest gelebileceğimizi söyledi.Millet nasıl seviniyor, hayır anlamıyorum neden bu kadar seviniyorlar ha bir kot giyip gelmişsin ha okul pantolonu ne farkediyor yani? Neyse işte ertesi gün sabah oldu.Kalktım, zaten saat sabahın yedisi.Bir de ne giyeceğim diye düşünmektense ilk önüme geleni giyiverdim.Bir pantolon bir de kareli gömlek.
  
Gittim okula, okulda olup olmadığımı anlayamadım gerçekten.Kız benim ablamın düğününde giyebileceğim bir etek giymiş, diğeri amcamın düğününde giyebileceğim bir elbise.Hadi yine o kadarını anladım da topuklu ayakkabı nedir ya? Okuldasın sen okulda okulda.Yanımdaki arkadaşıma kızın ayakkabılarından bahsettim ''Oha artık ya topuklu giymişler, gelinlikle gelseydin o az olmuş ya''.Kız duymuş geldi yanıma tık tık tık.''Sen bana mı diyorsun?'' dedi.Tabii onun ayakkabılarından çıkan ses benim kalbimden çıkıyor.Çünkü baktım bu kız beni kesin döver, pestilimi çıkarır en iyisi hiç bulaşmayayım.''Yok yok ben sana demedim'' diyebildim.Nasıl korkağım Allahıımmmm.Kız da ''Gözüm üzerinde'' diyip gitti.Hayır kız babama benziyor bir de topuklu giymiş onu da anlamadım ya neyse.O günden sonra bir daha kimse hakkında yorum yapmamaya karar verdim ama tabii o günden bu güne başıma daha neler neler geldi :)

Bir de güzel bir günaydın şarkısı olsun sizlere :))

5 Ağustos 2013 Pazartesi

Vaktinden Çok Sonra..

  Yağmurlar..Yağmurda ıslanmak hatta hasta oluncaya kadar ıslanmak en çok yapmaktan hoşlandığım şeylerden.Yağmurlar üzüntümü yıkıyor.Gözyaşlarıma karışıp benimle birlikte ağlıyor.
  O yokken ben hep yağmurlara sarıldım.O yoktu yağmurlar vardı.Artık kendimi o kadar kaptırmıştım ki gelip gelmeyeceği umrumda değildi.Yağmurları ondan bile çok seviyordum.Geldi.Yine yağmurlu bir günde.Yağmurları sevdiğimi biliyordu da ondan mı yağmurlu bir günü tercih etti? Yağmurları sevmeyen bir insanı ben nasıl sevebiliyor muşum? O kadar değerli ki yağmurlar.. Zaten gelmesiyle gitmesi bir olmuştu. Ama gitmeden önce yağmurun ne kadar güzel yağdığından bahsetmiştim.Bana ''Benden öyle yağmurmuş yıldızlarmış bir şey bekleme'' demişti.''Senin yağmurları sevmeni beklemiyorum, zaten sevemezsin sen.Anlamazsın'' diyebilmiştim zar zor.Şimdi onun da benim gibi yağmurları sevdiğine ne demeli?Artık ondan vazgeçmişken, artık biz bitmişken tam da benim gibi olması..Cem adrian bir şarkısında sanki tam da bizi anlatmış.
  Neden istediğimiz şeyler hep zamanından çok sonra oluyor? Daha önce çok aradığımız bir şeyi işimize yaramayacağı, artık önemi olmadığı bir zaman bulduğumuz gibi.Dışarda yemek yiyip, karnımız tok eve geldiğimizde annemizin en sevdiği yemekleri yapması gibi..

Kara Bahtım Kör Talihimmmm

  Bazen hayatıma istediği zaman girip istediği zaman çıkan o dengesizi düşünüyorum da sonra kendi kendimi ''Bir daha mesaj attığında cevap verme'' diye gazlıyorum.Tabii tam tahmin ettiğiniz gibi öyle olmuyor.Zaten aramızda bunu başarabilen biri varsa lütfen formülünü söylesin.

  Neyse işte bir gün yine bu dengesiz mesaj attı.Tabii ben yine cevap verdim, bütün gece konuştuk.Sabah kalktım mesaj attım ''Günaydıınnnn :)))'' cevap yok.Bir mesaj daha attım ''Uyuyor musun saat kaç oldu kalk hadi :)'' yine cevap yok.Bir mesaj daha ''Uyanınca mesaj at :)'' yine cevap yok -ve zaten o saate kadar da uyumaz- hep yaptığı şey olduğu için alışmışım artık ama yine de moralim bozuldu biraz.Ben de hazırlandım dışarı çıktım biricik arkadaşımla güzel bir gün geçireceğiz.Gerçekten güzel bir geçirdik.Kahve içtik, ve sonra ben yine aldım fincanı elime her zamanki muhteşem sallama yeteneğimi kullanarak bir şeyler salladım fal bakıyorum diye.Aslında pek de böyle hanım hanımcık oturup muhabbet etmekten anlayan kızlardan değiliz :) Kalkıp yine playstationa gittik.En sonunda geç olunca evlere dağılmaya karar verdik eve dönerken makyajımı tazeledim parfüm şişemi üstüme boşalttım daha sonra ''hadi gidelim'' dedim.Arkadaşım öylece baktı yüzüme ''eve gittiğine emin misin''.Aklımdaki şu ''şimdi eve giderken dengesizle karşılaşırsak çirkin görünmeyeyim bir de sarılırsa parfüm kokumu alsın'' Zaten bizim eve oldukça yakın oturuyor ve çok sık karşılaşıyoruz.Ama en sık babamın terlikleriyle markete gittiğimde karşılaşıyoruz.Kara bahtım kör talihiimmm.


  En sonunda ayrıldık arkadaşımla eve doğru gidiyorum.Etrafıma bakına bakına.Artık yolun sonuna geldim bütün ümidim bitmiş tükenmiiiiş, karşıdan ona benzeyen biriyle onun köpeği geliyor.Çok sevindim tabii.Ama gelenin ondan da öküz abisi olduğunu öğrenince yıkıldıım.Neden abisi öküz?


  Ben tam abisine bakıp üzülüyorken dengesizin yanında ''Ayyy bu çok tatlıııı'' diye sevdiğim o gerizekalı köpeği üstüme atladı.Biraz yerde yuvarlandık en sonunda kurtuldum köpekten.Öküz abisi gerçekten öküz ki öylece durup köpeğin bana saldırmasını izledi.Köpekten kurtulduğumda ise en gıcık en öküz sesiyle köpeğine seslenişi duydum ''gel oğluum geel hadii''.Öküz abisine sinirlendim evet ama en çok ''ben o kadar parfümü köpeğe mi sıkmışım yani?'' diye sinirlendim.


O zaman bir de şarkıyla bitirelim: http://www.youtube.com/watch?v=49Kh1mS4Fhs


4 Ağustos 2013 Pazar

 Geceler hiç bitmesin istiyorum, bu sessizlik, yıldızlar hiç gitmesin hatta.Ama bitmesin, gitmesin istediğim ne çok şey varsa hepsi bitti ya da gitti.Aslında zaten hep öyle olmuyor mu? Bir şeyi çok istediğimiz zaman olmuyor.Ya da beklememizi söylüyorlar hep bekliyoruz bir umut.Çok bekledim, ne kadar uzun süredir beklediğimi bilmiyorum ama zaman beklerken daha da uzun geçiyor bitmek bilmiyor.En kötüsü de beklemekten başka bir şey yapamıyoruz.
 Çok sevdiğimiz bir eşyamızı kaybettiğimizde duyduğumuz üzüntüden daha farklı çok sevdiğimiz birini kaybetmek.Bir yere bakınca bulamıyoruz, hatta öyle ki bir yere bakamıyoruz.Bir yatağın altında, bir çekmecede olması ne güzel olurdu oysa ki.En azından bakınca bulma şansımız var.Ama bir çekmecede olmuyor, evin her yerinde arayamıyoruz bu yüzden.Peki ne yapıyoruz? Ya da ne yapabiliyoruz? Beklemek.Oysa adı bile sıkıcı beklemenin.Öyle çaresiz.
 Çok bekledim seni.Gittiğinde öyle acımasızdın ki.''Beni beklemene gerek yok, ben beklenmeyi asla haketmiyorum.Zaten geri de dönmeyeceğim'' der gibiydin.Ama ben yine de bekledim.Artık anladım gelmeyeceğini.Vazgeçtim beklemekten, güzel bir hayatım var ve artık başkalarını bekliyorum.Yeniden gelmeleri için değil ilk kez gelmeleri için.Tam anlamıyla.

3 Ağustos 2013 Cumartesi

Çocukluğumu düşünüyorum da tam anlamıyla bir çocukluk yaşamışım ben.İki tane zalim abla bir de her şeye ağlayan bir çocuk.
Kulaklarım olması gerekenden biraz daha büyük ve kepçe olduğu için hala üzüldüğüm doğrudur ama o zamanlar zalim ablaların da etkisiyle daha bir üzülüyordum ben üzüldükçe zalim ablalar dalga geçiyor.En sonunda gel çözüm bulalım kulaklarına diye bir fikir attılar ortaya ''hadi gel kulaklarını bantlayalıım o zaman düzeliir'' zalim diye boşuna demiyorum neyse işte bantladık kulaklarımı öylece uyudum gece.Sabah da bir heyecanla kalktım düzeldi diye.Bütün gece o bantla yatıp çektiğim işkenceye mi ağlayayım, kulaklarıma mı?
Ama yok ben yine akıllanmam daha zalim ablalardan neler neler çektim, çocukken bu kadar şeye katlanmışsam şimdi bana hayatta bir şey olmaz..

1 Ağustos 2013 Perşembe

Sonunu düşünerek yaşamak ve bir şeyler yapmak ne kadar doğru ki? Öyle yaşayan insan ne kadar mutlu? Sonunu düşünürek bir şeyler yapan insan korkak insandır kaybetmekten korkan insan.Aslında hangimiz korkmuyoruz kaybetmekten? Ama ne olacak sonu diye düşünerek yaşarken kaybeder bence insan.Sevdiğini, sırılsıklam aşık olduğunu kaybederim diye söylemeyen insan, sonunu düşünen insan kaybeder aslında.Her şey için ufacık bir şansımız vardır oysa ki.Umutlarımız..bu ufacık şanstan doğmaz mı? Umutları olmayan insanlar şansa inanmayan insanlar, sonunu düşünerek yaşayan insanlar ve hatta kendilerine şans vermeyen insanlar.Kaybederler.Sonunu düşünmemek lazım yaşayacaklarımızın, ya kaybedersem diye düşünüp o ufacık şansımıza küsmemek lazım, gerçekten kaybetmemek için, gerçekten yaşamak için..

9 Ağustos 2013 Cuma

Mutlu Bayramlaar :)

Gönderen Kağıt kız zaman: 12:19 0 yorum
  Bayram, akraba ziyaretleri derken burayı çok ihmal ettim ve farkettim ki yazmayı özlemişim :) Eve geldim ve ilk işim bunu yazmak oldu.
  Hayatımda geçirdiğim en sıkıcı bayramdı diyebilirim.Hep birlikte anneanneme gittik kalmak için, bayram sabahı orada olalım diye düşündük.Düşünmez olaydık.Çok sıkıldım.Şehir dışından yengem ve kuzenlerim geldi gece kuzenimle balkonda oturup yıldızları izledik.Yaklaşık 2 yıldır görüşmüyorduk zaten de yine de kuzenimi yeni keşfetmiş sayılırım :) Yıldızları çok seviyormuş o da.Yaşlarımız da yakın, 1 yaş var aramızda.Oturup dertleştik, artık yalnızca kuzenim değil sırdaşım da.Ayy bir de sabaha doğru ona bir kahve yapmışım zehirlenecek de yengem beni öldürecek sandım.Ama sonradan anladık ki o hazır kahveymiş ben klasik türk kahvesi gibi yapınca tabii öyle oldu.Nasıl şaşkınız belli değil.Neyse işte bayram diye herkes erkenden uyanmaya başladı.Televizyon izleyerek bir bayram geçirdik.Bir de toplam 2 günde yalnızca 1 saat uyuduğumun verdiği halsizlikle geçmek bilmedi zaman.Biz de kendimize latte yapıp kız kıza bahçeye indik, vakit geçsin.. :)
       


6 Ağustos 2013 Salı

Bir Gün Gerçekten Dayak Yiyeceğim

Gönderen Kağıt kız zaman: 07:32 2 yorum
  Herkese günaydıınnnnn :) ''Bu saatte günaydın mı olur'' diyeceksiniz belki de haklısınız ama hem geceyi hem de uyumayı seviyorum işte bu yüzden sabahları uyuyup bu saatlerde kalkıyorum :) 

Rüyamda dayak yiyordum :) Yani aslında bakarsanız bir gün olacağı o.Yüksek sesle herkes hakkında yorum yapıyorum korkmadan, sonra dönüp gözlerini gördüğüm anda donup kalıyorum.Hayır madem korkuyorum neden duyacağını bile bile bir şeyler söylüyorum ki?
  
Geçen yıl okulun son günleri bahar şenlikleri var okulda.Müdürümüz serbest gelebileceğimizi söyledi.Millet nasıl seviniyor, hayır anlamıyorum neden bu kadar seviniyorlar ha bir kot giyip gelmişsin ha okul pantolonu ne farkediyor yani? Neyse işte ertesi gün sabah oldu.Kalktım, zaten saat sabahın yedisi.Bir de ne giyeceğim diye düşünmektense ilk önüme geleni giyiverdim.Bir pantolon bir de kareli gömlek.
  
Gittim okula, okulda olup olmadığımı anlayamadım gerçekten.Kız benim ablamın düğününde giyebileceğim bir etek giymiş, diğeri amcamın düğününde giyebileceğim bir elbise.Hadi yine o kadarını anladım da topuklu ayakkabı nedir ya? Okuldasın sen okulda okulda.Yanımdaki arkadaşıma kızın ayakkabılarından bahsettim ''Oha artık ya topuklu giymişler, gelinlikle gelseydin o az olmuş ya''.Kız duymuş geldi yanıma tık tık tık.''Sen bana mı diyorsun?'' dedi.Tabii onun ayakkabılarından çıkan ses benim kalbimden çıkıyor.Çünkü baktım bu kız beni kesin döver, pestilimi çıkarır en iyisi hiç bulaşmayayım.''Yok yok ben sana demedim'' diyebildim.Nasıl korkağım Allahıımmmm.Kız da ''Gözüm üzerinde'' diyip gitti.Hayır kız babama benziyor bir de topuklu giymiş onu da anlamadım ya neyse.O günden sonra bir daha kimse hakkında yorum yapmamaya karar verdim ama tabii o günden bu güne başıma daha neler neler geldi :)

Bir de güzel bir günaydın şarkısı olsun sizlere :))

5 Ağustos 2013 Pazartesi

Vaktinden Çok Sonra..

Gönderen Kağıt kız zaman: 19:46 0 yorum
  Yağmurlar..Yağmurda ıslanmak hatta hasta oluncaya kadar ıslanmak en çok yapmaktan hoşlandığım şeylerden.Yağmurlar üzüntümü yıkıyor.Gözyaşlarıma karışıp benimle birlikte ağlıyor.
  O yokken ben hep yağmurlara sarıldım.O yoktu yağmurlar vardı.Artık kendimi o kadar kaptırmıştım ki gelip gelmeyeceği umrumda değildi.Yağmurları ondan bile çok seviyordum.Geldi.Yine yağmurlu bir günde.Yağmurları sevdiğimi biliyordu da ondan mı yağmurlu bir günü tercih etti? Yağmurları sevmeyen bir insanı ben nasıl sevebiliyor muşum? O kadar değerli ki yağmurlar.. Zaten gelmesiyle gitmesi bir olmuştu. Ama gitmeden önce yağmurun ne kadar güzel yağdığından bahsetmiştim.Bana ''Benden öyle yağmurmuş yıldızlarmış bir şey bekleme'' demişti.''Senin yağmurları sevmeni beklemiyorum, zaten sevemezsin sen.Anlamazsın'' diyebilmiştim zar zor.Şimdi onun da benim gibi yağmurları sevdiğine ne demeli?Artık ondan vazgeçmişken, artık biz bitmişken tam da benim gibi olması..Cem adrian bir şarkısında sanki tam da bizi anlatmış.
  Neden istediğimiz şeyler hep zamanından çok sonra oluyor? Daha önce çok aradığımız bir şeyi işimize yaramayacağı, artık önemi olmadığı bir zaman bulduğumuz gibi.Dışarda yemek yiyip, karnımız tok eve geldiğimizde annemizin en sevdiği yemekleri yapması gibi..

Kara Bahtım Kör Talihimmmm

Gönderen Kağıt kız zaman: 15:31 0 yorum
  Bazen hayatıma istediği zaman girip istediği zaman çıkan o dengesizi düşünüyorum da sonra kendi kendimi ''Bir daha mesaj attığında cevap verme'' diye gazlıyorum.Tabii tam tahmin ettiğiniz gibi öyle olmuyor.Zaten aramızda bunu başarabilen biri varsa lütfen formülünü söylesin.

  Neyse işte bir gün yine bu dengesiz mesaj attı.Tabii ben yine cevap verdim, bütün gece konuştuk.Sabah kalktım mesaj attım ''Günaydıınnnn :)))'' cevap yok.Bir mesaj daha attım ''Uyuyor musun saat kaç oldu kalk hadi :)'' yine cevap yok.Bir mesaj daha ''Uyanınca mesaj at :)'' yine cevap yok -ve zaten o saate kadar da uyumaz- hep yaptığı şey olduğu için alışmışım artık ama yine de moralim bozuldu biraz.Ben de hazırlandım dışarı çıktım biricik arkadaşımla güzel bir gün geçireceğiz.Gerçekten güzel bir geçirdik.Kahve içtik, ve sonra ben yine aldım fincanı elime her zamanki muhteşem sallama yeteneğimi kullanarak bir şeyler salladım fal bakıyorum diye.Aslında pek de böyle hanım hanımcık oturup muhabbet etmekten anlayan kızlardan değiliz :) Kalkıp yine playstationa gittik.En sonunda geç olunca evlere dağılmaya karar verdik eve dönerken makyajımı tazeledim parfüm şişemi üstüme boşalttım daha sonra ''hadi gidelim'' dedim.Arkadaşım öylece baktı yüzüme ''eve gittiğine emin misin''.Aklımdaki şu ''şimdi eve giderken dengesizle karşılaşırsak çirkin görünmeyeyim bir de sarılırsa parfüm kokumu alsın'' Zaten bizim eve oldukça yakın oturuyor ve çok sık karşılaşıyoruz.Ama en sık babamın terlikleriyle markete gittiğimde karşılaşıyoruz.Kara bahtım kör talihiimmm.


  En sonunda ayrıldık arkadaşımla eve doğru gidiyorum.Etrafıma bakına bakına.Artık yolun sonuna geldim bütün ümidim bitmiş tükenmiiiiş, karşıdan ona benzeyen biriyle onun köpeği geliyor.Çok sevindim tabii.Ama gelenin ondan da öküz abisi olduğunu öğrenince yıkıldıım.Neden abisi öküz?


  Ben tam abisine bakıp üzülüyorken dengesizin yanında ''Ayyy bu çok tatlıııı'' diye sevdiğim o gerizekalı köpeği üstüme atladı.Biraz yerde yuvarlandık en sonunda kurtuldum köpekten.Öküz abisi gerçekten öküz ki öylece durup köpeğin bana saldırmasını izledi.Köpekten kurtulduğumda ise en gıcık en öküz sesiyle köpeğine seslenişi duydum ''gel oğluum geel hadii''.Öküz abisine sinirlendim evet ama en çok ''ben o kadar parfümü köpeğe mi sıkmışım yani?'' diye sinirlendim.


O zaman bir de şarkıyla bitirelim: http://www.youtube.com/watch?v=49Kh1mS4Fhs


4 Ağustos 2013 Pazar

Gönderen Kağıt kız zaman: 20:37 0 yorum
 Geceler hiç bitmesin istiyorum, bu sessizlik, yıldızlar hiç gitmesin hatta.Ama bitmesin, gitmesin istediğim ne çok şey varsa hepsi bitti ya da gitti.Aslında zaten hep öyle olmuyor mu? Bir şeyi çok istediğimiz zaman olmuyor.Ya da beklememizi söylüyorlar hep bekliyoruz bir umut.Çok bekledim, ne kadar uzun süredir beklediğimi bilmiyorum ama zaman beklerken daha da uzun geçiyor bitmek bilmiyor.En kötüsü de beklemekten başka bir şey yapamıyoruz.
 Çok sevdiğimiz bir eşyamızı kaybettiğimizde duyduğumuz üzüntüden daha farklı çok sevdiğimiz birini kaybetmek.Bir yere bakınca bulamıyoruz, hatta öyle ki bir yere bakamıyoruz.Bir yatağın altında, bir çekmecede olması ne güzel olurdu oysa ki.En azından bakınca bulma şansımız var.Ama bir çekmecede olmuyor, evin her yerinde arayamıyoruz bu yüzden.Peki ne yapıyoruz? Ya da ne yapabiliyoruz? Beklemek.Oysa adı bile sıkıcı beklemenin.Öyle çaresiz.
 Çok bekledim seni.Gittiğinde öyle acımasızdın ki.''Beni beklemene gerek yok, ben beklenmeyi asla haketmiyorum.Zaten geri de dönmeyeceğim'' der gibiydin.Ama ben yine de bekledim.Artık anladım gelmeyeceğini.Vazgeçtim beklemekten, güzel bir hayatım var ve artık başkalarını bekliyorum.Yeniden gelmeleri için değil ilk kez gelmeleri için.Tam anlamıyla.

3 Ağustos 2013 Cumartesi

Gönderen Kağıt kız zaman: 06:25 0 yorum
Çocukluğumu düşünüyorum da tam anlamıyla bir çocukluk yaşamışım ben.İki tane zalim abla bir de her şeye ağlayan bir çocuk.
Kulaklarım olması gerekenden biraz daha büyük ve kepçe olduğu için hala üzüldüğüm doğrudur ama o zamanlar zalim ablaların da etkisiyle daha bir üzülüyordum ben üzüldükçe zalim ablalar dalga geçiyor.En sonunda gel çözüm bulalım kulaklarına diye bir fikir attılar ortaya ''hadi gel kulaklarını bantlayalıım o zaman düzeliir'' zalim diye boşuna demiyorum neyse işte bantladık kulaklarımı öylece uyudum gece.Sabah da bir heyecanla kalktım düzeldi diye.Bütün gece o bantla yatıp çektiğim işkenceye mi ağlayayım, kulaklarıma mı?
Ama yok ben yine akıllanmam daha zalim ablalardan neler neler çektim, çocukken bu kadar şeye katlanmışsam şimdi bana hayatta bir şey olmaz..

1 Ağustos 2013 Perşembe

Gönderen Kağıt kız zaman: 16:41 0 yorum
Sonunu düşünerek yaşamak ve bir şeyler yapmak ne kadar doğru ki? Öyle yaşayan insan ne kadar mutlu? Sonunu düşünürek bir şeyler yapan insan korkak insandır kaybetmekten korkan insan.Aslında hangimiz korkmuyoruz kaybetmekten? Ama ne olacak sonu diye düşünerek yaşarken kaybeder bence insan.Sevdiğini, sırılsıklam aşık olduğunu kaybederim diye söylemeyen insan, sonunu düşünen insan kaybeder aslında.Her şey için ufacık bir şansımız vardır oysa ki.Umutlarımız..bu ufacık şanstan doğmaz mı? Umutları olmayan insanlar şansa inanmayan insanlar, sonunu düşünerek yaşayan insanlar ve hatta kendilerine şans vermeyen insanlar.Kaybederler.Sonunu düşünmemek lazım yaşayacaklarımızın, ya kaybedersem diye düşünüp o ufacık şansımıza küsmemek lazım, gerçekten kaybetmemek için, gerçekten yaşamak için..