Sevdikleriniz için kendi mutluluğunuzdan vazgeçip onların mutluluğuyla mutlu oldunuz mu hiç?
Fedakarlığı gerçekten bilmek demektir bu.Hatta bazen bilmemeyi istemektir.Hayata göre daha iyidir bazı insanlar.Daha çok üzülürler bu yüzden.Kimseyi kırmadan üzülürler ama.Etrafındaki insanların mutluluğuyla mutlu olmaya çalışırlar.Onlar için ağlamak yetmez.Sonsuza kadar ağlamak vardır içlerinde.Kimseyi üzmemek için üzülürler.Sonra insanlardan nefret edip başka varlıkların olduğu bir dünya kurarlar içlerinde.Ama hiçbir şey başka insanlar için kırılan kalplerini onaramaz.Çok uzaklara gitmek vardır içlerinde.Gidemezler...Fedakarlığı bilirler çünkü, onları seven insanlar üzülmesin diye gidemezler bu sefer de.Hayatları boyunca fedakar olmanın suçunu yaşayarak üzülürler.En ufacık şeylere mutlu olmaya çalışırlar.Belki olurlar, belki olmazlar ama olmuş gibi yaparlar.İyi bir oyuncudur fedakar insanlar.Zararsız oyunculardır çevreleri için ama büyük zarar verirler kendilerine,kalplerine,umutlarına..
Hiç öğrenmemiş olmayı dilerler fedakarlığı.Çünkü başka kalpler için kalbinin atmasıdır fedakarlık.Başkası kırılmasın diye kendini otuz parçaya bölmektir, üzülmektir.En önemlisi gitmek isteyip gidememektir fedakarlık.
3 Eylül 2013 Salı
Bugün Günlerden Yine Arkadaşlık!
Yok yok bana arkadaşlarımı paylaşmaktan bahsetmeyin! Tamam her şeyimi paylaşabilirim ama arkadaşlarımı asla.Hayır gören de 56855648 tane arkadaşım olduğunu düşünecek.Toplasan bir elin parmaklarını geçmez oysa ki arkadaş sayım.Bu yüzden daha da değerli mi oluyor çözemiyorum ama arkadaşlarımı başkalarıyla paylaşmayacak kadar değerli olduklarını biliyorum.
Yine hangi günde olduğumuzu farketmeden monoton hayatıma devam ediyorum ve facebooktan arkadaşımla konuşuyorum.Yeni sayılır sevgili arkadaşım.Bu yıl okulun başlarında tanıştık.Tamam, yeni olabilir ama yine de yeni gibi gelmiyor bana.Adı mı? Adı ''çolak''.Gerçekten parmakları yamuk ve bence çolak ona çok yakışan bir ad.Yeni kanka yapmış, artık en birincisi oymuş.Bak bak! Bir kere en birincisi benim.Hem evde kalırsam benimle de evlenecekti.Neyse ona başka çare buluruz da ben arkadaşımı paylaşamam kimseler kusura bakmasın.Bir de soruyor ''kıskandın mı'' diye.E yani soru mu bu şimdi.Tabii kıskandım, ben burada arkadaşımı kimseyle paylaşamam diyorum.Ama tabii dinleyen yok!
Daha önce hiç bu kadar iyi arkadaşlarım olmadığından mıdır bilmiyorum ama arkadaş konusunda çok kıskancım.Hatta sonradan görmeyim ben, evet evet.Çolağın çolaklıklarını bir kenara koyuyorum şimdi.Arkadaşlarım o kadar değerli ki.Onları bir patavatsızlık yapıp kıracağım diye ödüm kopuyor.Geçenlerde kırdığım arkadaşımın da ne yapıp edip gönlünü aldım.Zaten öyle kalamazdık ki.Arkadaşlarım dediğim insanlardan daha farklı, kardeşim olabilir mesela o.
Ve anlayamadığım bir noktaya daha gelecek olursak ''arkadaş'' kavramına bu kadar önem verirken neden böyle şanssızım? Ama galiba kural bu.Önem verdiğin konularda şanssız olmak.Kimimiz gerçekten aşkı arıyorken, buna çok önem verirken hiç bulamıyoruz.Hatta aksine aşktan çok çok uzak kalıyoruz inadına gibi.Kimimiz benim gibi arkadaşlığa bu kadar önem verirken bir türlü gerçek olanı bulamıyoruz.Üzerine titrediğimiz şeyler hemen bozulur ya sanırım bunun açıklaması da bu..
Yine hangi günde olduğumuzu farketmeden monoton hayatıma devam ediyorum ve facebooktan arkadaşımla konuşuyorum.Yeni sayılır sevgili arkadaşım.Bu yıl okulun başlarında tanıştık.Tamam, yeni olabilir ama yine de yeni gibi gelmiyor bana.Adı mı? Adı ''çolak''.Gerçekten parmakları yamuk ve bence çolak ona çok yakışan bir ad.Yeni kanka yapmış, artık en birincisi oymuş.Bak bak! Bir kere en birincisi benim.Hem evde kalırsam benimle de evlenecekti.Neyse ona başka çare buluruz da ben arkadaşımı paylaşamam kimseler kusura bakmasın.Bir de soruyor ''kıskandın mı'' diye.E yani soru mu bu şimdi.Tabii kıskandım, ben burada arkadaşımı kimseyle paylaşamam diyorum.Ama tabii dinleyen yok!
Daha önce hiç bu kadar iyi arkadaşlarım olmadığından mıdır bilmiyorum ama arkadaş konusunda çok kıskancım.Hatta sonradan görmeyim ben, evet evet.Çolağın çolaklıklarını bir kenara koyuyorum şimdi.Arkadaşlarım o kadar değerli ki.Onları bir patavatsızlık yapıp kıracağım diye ödüm kopuyor.Geçenlerde kırdığım arkadaşımın da ne yapıp edip gönlünü aldım.Zaten öyle kalamazdık ki.Arkadaşlarım dediğim insanlardan daha farklı, kardeşim olabilir mesela o.
Ve anlayamadığım bir noktaya daha gelecek olursak ''arkadaş'' kavramına bu kadar önem verirken neden böyle şanssızım? Ama galiba kural bu.Önem verdiğin konularda şanssız olmak.Kimimiz gerçekten aşkı arıyorken, buna çok önem verirken hiç bulamıyoruz.Hatta aksine aşktan çok çok uzak kalıyoruz inadına gibi.Kimimiz benim gibi arkadaşlığa bu kadar önem verirken bir türlü gerçek olanı bulamıyoruz.Üzerine titrediğimiz şeyler hemen bozulur ya sanırım bunun açıklaması da bu..
30 Ağustos 2013 Cuma
1 Kadın 2 Salak
Yine hayatım bok gibi gidiyor ve ben yine geceler dışında günün hemen hemen her saatini uyuyarak değerlendiriyor ya da kitap okuyorum.Uzun süredir okumak istediğim ve sonunda okuyabildiğim bu kitabı sizlerle de paylaşmak istedim :)
Dizüstü Edebiyat'ın son kitabı yine harika.Kitabın içindeki açıklamayı okuyunca da anlayacaksınız Dizüstü Edebiyat'ın bu 6. kitabı ''Türkiye'nin ilk mobil etkileşimli basılı kitap projesi'' olarak isimlendiriliyor.Kitabın bazı sayfalarında konuyla ilgili özel içeriğe sahip barkodlar var.Tabii bu barkodları görebilmek için önce telefonuma barkod tarayıcısını indirmem gerekti.
Kitabımızın adından da anlayabileceğimiz üzere 3 ana karakteri var; 1 kadın olan Eylül, 1 salak olan Mesut ve 1 salak Massimo.Konusunu da anlamak zor değil aslında, hatta kitaptan çıkardığım anafikirle hemen anlayacaksınız; ''2 erkek 1 kadına aşık olursa ne olur?'' Kitabın 2 farklı kişinin ağzından anlatılıyor oluşu oldukça güzel geldi bana, daha bir keyifle okudum.Sıkmayan bir anlatım biçimi var ve 2 günde bitirilebilecek kadar akıcı da.Güldürüyor olmasını hiç söylemiyorum bile.Ama bu kitapta sevmediğim şey bazı barkodların bana gereksiz gelmesi.O barkodlar kitaptan kopartıyormuş gibi geldi her ne kadar konuyla ilgili olsa da.
Tabii yorum yapmak bizlere düşmez ama kitap hakkında kısaca düşüncelerimi ifade edecek olursam sevmediğim çok az yönü var ve uzun zamandır böylesine severek okuduğum bir kitap daha hatırlamıyorum.Kesinlikle sizlere de tavsiye ederim, tabii benim gibi geç kalıp okumamışsanız :)
22 Ağustos 2013 Perşembe
''Acılar gözlerini dikmiş üstüme nöbette''
Yine hiçbir şey yolunda değil..En kıymetlimi, arkadaşımı hatta üçüncü kardeşimi ben kırdım.Onu kıranları öldüresim geliyordu da şimdi ne yapmalıyım?
Yakın arkadaşlarımızdan birisi bir fotoğraf attı, baktım onunla konuşmaları.''O zaten hayvan'' demiş benim için, diğer arkadaşım da ''Gökçen mi he evet :D'' demiş.Ne anlayayım şimdi buradan? O bana hayvan desin, zaten hep diyor ilginç bir arkadaşlığımız var, ablalarım kadar samimi.Ama bu hiç olmadı ben de mesaj attım oldukça uzun.Meğer o tavşan için demiş ''o zaten hayvan'' diye.''Bana bu kadar mı güveniyorsun?'' dedi.Haklı.Çok kırdım onu çok.Bir yanım eksik şimdi.Ne yapacağım hiç bilmiyorum.İlk hatam da değil üstelik.Onca anıyı sikip attım.Tek arkadaşım, annem, babam, ablam, abim o benim.Küçükken de yıldızlara aşıktım.Onlardı benim olmayan arkadaşım.Şimdi aynı dünyadan olan bir arkadaşım var hatta öyle ki arkadaş demek yetmiyor.Üzgünüm arkadaşım, kardeşim, her şeyim...Şimdi onun gibi ben de kırgınım, kendime.
Geç bulduğumuz bir şey erken gidiyor ya bizi en çok o yıpratıyor sanki.Tatile gittiğimizde son gün tatilin tadını çıkarıp daha yeni keyif aldığımızda dönmemiz gibi.Erken bitmese geç kazandığımız şeyler, ya da geç kazanmasak..
Bu geceye yakışır güzel bir şarkıyla bitirelim o zaman.
Yakın arkadaşlarımızdan birisi bir fotoğraf attı, baktım onunla konuşmaları.''O zaten hayvan'' demiş benim için, diğer arkadaşım da ''Gökçen mi he evet :D'' demiş.Ne anlayayım şimdi buradan? O bana hayvan desin, zaten hep diyor ilginç bir arkadaşlığımız var, ablalarım kadar samimi.Ama bu hiç olmadı ben de mesaj attım oldukça uzun.Meğer o tavşan için demiş ''o zaten hayvan'' diye.''Bana bu kadar mı güveniyorsun?'' dedi.Haklı.Çok kırdım onu çok.Bir yanım eksik şimdi.Ne yapacağım hiç bilmiyorum.İlk hatam da değil üstelik.Onca anıyı sikip attım.Tek arkadaşım, annem, babam, ablam, abim o benim.Küçükken de yıldızlara aşıktım.Onlardı benim olmayan arkadaşım.Şimdi aynı dünyadan olan bir arkadaşım var hatta öyle ki arkadaş demek yetmiyor.Üzgünüm arkadaşım, kardeşim, her şeyim...Şimdi onun gibi ben de kırgınım, kendime.
Geç bulduğumuz bir şey erken gidiyor ya bizi en çok o yıpratıyor sanki.Tatile gittiğimizde son gün tatilin tadını çıkarıp daha yeni keyif aldığımızda dönmemiz gibi.Erken bitmese geç kazandığımız şeyler, ya da geç kazanmasak..
Bu geceye yakışır güzel bir şarkıyla bitirelim o zaman.
19 Ağustos 2013 Pazartesi
Şuanın Tadını Çıkaralım
Şu aralar internet sıkıntısı yaşıyorum ve bu yüzden yazamıyordum tabii yazamamanın verdiği bir burukluk var ee ben de ne yapayım günlüğümle yetindim, küsmüş bana papucum dama mı atıldı diye, onun da gönlünü alıp geldim..
Babam bir süreliğine şehir dışına gitmişti.Bugün geldi nasıl özlemişim 13 günde.Yaşlanmış da sanki babam hatta aradan 13 gün değil 13 sene geçmiş gibi.Biraz kilo almış bıyık da bırakmış ama yine çok yakışıklı görünüyor.Babacım her zaman benim kahramanımdı benim ne kadar büyüsem de onun küçücük kızı olduğum gibi.Ve biliyorum ki küçük kızlar ne kadar büyürse büyüsün hep küçük kız olarak kalıyorsa kahramanlar da ne yaparsa yapsın hep kahraman olarak kalıyor.
Ben ne arkadaş yönünden şanslıyım ne aşk.Ama o kadar da önemli değil, ailem yönünden şanslı olmak isterdim.O hayallerimde ki gibi.Küçük kız hiç büyümeseydi, kahraman hiç hata yapmasaydı.Ama biz seçemiyoruz ki hayatımızın nasıl olacağını.Yıldızlar da yetmiyor, ailemi orada bile bulamıyorum.Ben de ayrı ayrı seviyorum annemi, babamı, ablalarımı...Ayrı ayrı olmasının tek eksiği annemin adının anne, babamın adının baba, ablalarımın adının abla ve hepimizin adının aile olmaması.Adları artık mühim değil 43, 53, 63 yıl sonra o insanların benimle olmayacaklarını düşününce.Hep birlikte aile olmayabiliriz ama şuanın, onlarla birlikte olmanın tadını çıkarıyorum 63 yıl sonrasını düşünerek..
Büyüdükçe bozuluyor güzel büyüler.Hayat zor geliyor.Daha da büyüyeceğiz daha da zor gelecek belki.Sokakta saklambaç oynarken yakalanmanın üzüntüsünden daha büyük üzüntüler yaşayacağız belki.Hatta daha da büyüklerini yaşayacağız.Yaşayalım, sonrasını düşünerek, büyüdükçe daha büyüklerini yaşayacağımızı unutmayarak, şuanın tadını çıkaralım..
| |||
11 Ağustos 2013 Pazar
Harika Bir Çekiliş Vaaaaar :)
Kitap denilince akan sular duruyor sanki :)) Hatta ben ben en duygusal filmlerde ağlamayıp kitap okurken hüngür hüngür ağlayan biriyim, ablam böyle olmamla çok dalga geçiyor ama ne yapayım o kadar kaptırıyorum ki kendimi kitaplara..
İşte şimdi de Her Şeyden Bir Tutam harika bir çekiliş düzenlemiş, ben de hemen katılıp sizlerle paylaştım.Üstelik yapılması gereken şeyler o kadar kolay ki, yalnızca takip edip yorum atmanız yeterli.Bunun dışında puan istiyorsanız Facebook Arkadya Yayınları'nı beğenebilirsiniz, ve Blog,twitter,facebookta duyurabilirsiniz.Bunların her biri +1 puan, hepimize bol şans :)
Veee bir de heediyesinee bakın, çekiliş için TIKLAYIN
İşte şimdi de Her Şeyden Bir Tutam harika bir çekiliş düzenlemiş, ben de hemen katılıp sizlerle paylaştım.Üstelik yapılması gereken şeyler o kadar kolay ki, yalnızca takip edip yorum atmanız yeterli.Bunun dışında puan istiyorsanız Facebook Arkadya Yayınları'nı beğenebilirsiniz, ve Blog,twitter,facebookta duyurabilirsiniz.Bunların her biri +1 puan, hepimize bol şans :)
Veee bir de heediyesinee bakın, çekiliş için TIKLAYIN
10 Ağustos 2013 Cumartesi
Tırnaklarımla Uğraşmayı Seviyorum :)
Her kız gibi ben de tırnaklarımla uğraşmayı çok seviyorum, bu konuda pek becerikli sayılmam ama yine de bir şeyler yapıyorum işte sizinle de paylaşmak istedim :)

Daha sonra çileğin içindeki o çekirdekleri için yine Pastel'in Perfumed Nail Polish serisinin sarısını kullanarak kırmızının üzerine düz minik çizgiler çizdim ve son olarak da Flormar şeffaf oje kullandım numarası 301
Umarım beğenmişsinizdir yorumlarınızı bekliyorum :)
Bugün de çilek yaptım ya da yapmaya çalıştım emin değilim :)) Kullandığım ojeleri ve nasıl yaptığımı hemen anlatayım;
İlk olarak maybelline kırmızıyı bütün tırnaklarıma sürdüm, numarası 349
Sonra çileğin yaprakları için Pastel'in Perfumed Nail Plish serisinin yeşilini kullandım, ama ondan önce kırmızının üstüne direk yeşili sürdüğümde belli olmayacağı için Flormar ince uçlu beyaz kullandım numarası NA01

Daha sonra çileğin içindeki o çekirdekleri için yine Pastel'in Perfumed Nail Polish serisinin sarısını kullanarak kırmızının üzerine düz minik çizgiler çizdim ve son olarak da Flormar şeffaf oje kullandım numarası 301
Umarım beğenmişsinizdir yorumlarınızı bekliyorum :)
9 Ağustos 2013 Cuma
Mutlu Bayramlaar :)
Bayram, akraba ziyaretleri derken burayı çok ihmal ettim ve farkettim ki yazmayı özlemişim :) Eve geldim ve ilk işim bunu yazmak oldu.
Hayatımda geçirdiğim en sıkıcı bayramdı diyebilirim.Hep birlikte anneanneme gittik kalmak için, bayram sabahı orada olalım diye düşündük.Düşünmez olaydık.Çok sıkıldım.Şehir dışından yengem ve kuzenlerim geldi gece kuzenimle balkonda oturup yıldızları izledik.Yaklaşık 2 yıldır görüşmüyorduk zaten de yine de kuzenimi yeni keşfetmiş sayılırım :) Yıldızları çok seviyormuş o da.Yaşlarımız da yakın, 1 yaş var aramızda.Oturup dertleştik, artık yalnızca kuzenim değil sırdaşım da.Ayy bir de sabaha doğru ona bir kahve yapmışım zehirlenecek de yengem beni öldürecek sandım.Ama sonradan anladık ki o hazır kahveymiş ben klasik türk kahvesi gibi yapınca tabii öyle oldu.Nasıl şaşkınız belli değil.Neyse işte bayram diye herkes erkenden uyanmaya başladı.Televizyon izleyerek bir bayram geçirdik.Bir de toplam 2 günde yalnızca 1 saat uyuduğumun verdiği halsizlikle geçmek bilmedi zaman.Biz de kendimize latte yapıp kız kıza bahçeye indik, vakit geçsin.. :)
Hayatımda geçirdiğim en sıkıcı bayramdı diyebilirim.Hep birlikte anneanneme gittik kalmak için, bayram sabahı orada olalım diye düşündük.Düşünmez olaydık.Çok sıkıldım.Şehir dışından yengem ve kuzenlerim geldi gece kuzenimle balkonda oturup yıldızları izledik.Yaklaşık 2 yıldır görüşmüyorduk zaten de yine de kuzenimi yeni keşfetmiş sayılırım :) Yıldızları çok seviyormuş o da.Yaşlarımız da yakın, 1 yaş var aramızda.Oturup dertleştik, artık yalnızca kuzenim değil sırdaşım da.Ayy bir de sabaha doğru ona bir kahve yapmışım zehirlenecek de yengem beni öldürecek sandım.Ama sonradan anladık ki o hazır kahveymiş ben klasik türk kahvesi gibi yapınca tabii öyle oldu.Nasıl şaşkınız belli değil.Neyse işte bayram diye herkes erkenden uyanmaya başladı.Televizyon izleyerek bir bayram geçirdik.Bir de toplam 2 günde yalnızca 1 saat uyuduğumun verdiği halsizlikle geçmek bilmedi zaman.Biz de kendimize latte yapıp kız kıza bahçeye indik, vakit geçsin.. :)
6 Ağustos 2013 Salı
Bir Gün Gerçekten Dayak Yiyeceğim
Herkese günaydıınnnnn :) ''Bu saatte günaydın mı olur'' diyeceksiniz belki de haklısınız ama hem geceyi hem de uyumayı seviyorum işte bu yüzden sabahları uyuyup bu saatlerde kalkıyorum :)
Rüyamda dayak yiyordum :) Yani aslında bakarsanız bir gün olacağı o.Yüksek sesle herkes hakkında yorum yapıyorum korkmadan, sonra dönüp gözlerini gördüğüm anda donup kalıyorum.Hayır madem korkuyorum neden duyacağını bile bile bir şeyler söylüyorum ki?
Geçen yıl okulun son günleri bahar şenlikleri var okulda.Müdürümüz serbest gelebileceğimizi söyledi.Millet nasıl seviniyor, hayır anlamıyorum neden bu kadar seviniyorlar ha bir kot giyip gelmişsin ha okul pantolonu ne farkediyor yani? Neyse işte ertesi gün sabah oldu.Kalktım, zaten saat sabahın yedisi.Bir de ne giyeceğim diye düşünmektense ilk önüme geleni giyiverdim.Bir pantolon bir de kareli gömlek.
Gittim okula, okulda olup olmadığımı anlayamadım gerçekten.Kız benim ablamın düğününde giyebileceğim bir etek giymiş, diğeri amcamın düğününde giyebileceğim bir elbise.Hadi yine o kadarını anladım da topuklu ayakkabı nedir ya? Okuldasın sen okulda okulda.Yanımdaki arkadaşıma kızın ayakkabılarından bahsettim ''Oha artık ya topuklu giymişler, gelinlikle gelseydin o az olmuş ya''.Kız duymuş geldi yanıma tık tık tık.''Sen bana mı diyorsun?'' dedi.Tabii onun ayakkabılarından çıkan ses benim kalbimden çıkıyor.Çünkü baktım bu kız beni kesin döver, pestilimi çıkarır en iyisi hiç bulaşmayayım.''Yok yok ben sana demedim'' diyebildim.Nasıl korkağım Allahıımmmm.Kız da ''Gözüm üzerinde'' diyip gitti.Hayır kız babama benziyor bir de topuklu giymiş onu da anlamadım ya neyse.O günden sonra bir daha kimse hakkında yorum yapmamaya karar verdim ama tabii o günden bu güne başıma daha neler neler geldi :)
Bir de güzel bir günaydın şarkısı olsun sizlere :))
Rüyamda dayak yiyordum :) Yani aslında bakarsanız bir gün olacağı o.Yüksek sesle herkes hakkında yorum yapıyorum korkmadan, sonra dönüp gözlerini gördüğüm anda donup kalıyorum.Hayır madem korkuyorum neden duyacağını bile bile bir şeyler söylüyorum ki?
Geçen yıl okulun son günleri bahar şenlikleri var okulda.Müdürümüz serbest gelebileceğimizi söyledi.Millet nasıl seviniyor, hayır anlamıyorum neden bu kadar seviniyorlar ha bir kot giyip gelmişsin ha okul pantolonu ne farkediyor yani? Neyse işte ertesi gün sabah oldu.Kalktım, zaten saat sabahın yedisi.Bir de ne giyeceğim diye düşünmektense ilk önüme geleni giyiverdim.Bir pantolon bir de kareli gömlek.
Gittim okula, okulda olup olmadığımı anlayamadım gerçekten.Kız benim ablamın düğününde giyebileceğim bir etek giymiş, diğeri amcamın düğününde giyebileceğim bir elbise.Hadi yine o kadarını anladım da topuklu ayakkabı nedir ya? Okuldasın sen okulda okulda.Yanımdaki arkadaşıma kızın ayakkabılarından bahsettim ''Oha artık ya topuklu giymişler, gelinlikle gelseydin o az olmuş ya''.Kız duymuş geldi yanıma tık tık tık.''Sen bana mı diyorsun?'' dedi.Tabii onun ayakkabılarından çıkan ses benim kalbimden çıkıyor.Çünkü baktım bu kız beni kesin döver, pestilimi çıkarır en iyisi hiç bulaşmayayım.''Yok yok ben sana demedim'' diyebildim.Nasıl korkağım Allahıımmmm.Kız da ''Gözüm üzerinde'' diyip gitti.Hayır kız babama benziyor bir de topuklu giymiş onu da anlamadım ya neyse.O günden sonra bir daha kimse hakkında yorum yapmamaya karar verdim ama tabii o günden bu güne başıma daha neler neler geldi :)
Bir de güzel bir günaydın şarkısı olsun sizlere :))
5 Ağustos 2013 Pazartesi
Vaktinden Çok Sonra..
Yağmurlar..Yağmurda ıslanmak hatta hasta oluncaya kadar ıslanmak en çok yapmaktan hoşlandığım şeylerden.Yağmurlar üzüntümü yıkıyor.Gözyaşlarıma karışıp benimle birlikte ağlıyor.
O yokken ben hep yağmurlara sarıldım.O yoktu yağmurlar vardı.Artık kendimi o kadar kaptırmıştım ki gelip gelmeyeceği umrumda değildi.Yağmurları ondan bile çok seviyordum.Geldi.Yine yağmurlu bir günde.Yağmurları sevdiğimi biliyordu da ondan mı yağmurlu bir günü tercih etti? Yağmurları sevmeyen bir insanı ben nasıl sevebiliyor muşum? O kadar değerli ki yağmurlar.. Zaten gelmesiyle gitmesi bir olmuştu. Ama gitmeden önce yağmurun ne kadar güzel yağdığından bahsetmiştim.Bana ''Benden öyle yağmurmuş yıldızlarmış bir şey bekleme'' demişti.''Senin yağmurları sevmeni beklemiyorum, zaten sevemezsin sen.Anlamazsın'' diyebilmiştim zar zor.Şimdi onun da benim gibi yağmurları sevdiğine ne demeli?Artık ondan vazgeçmişken, artık biz bitmişken tam da benim gibi olması..Cem adrian bir şarkısında sanki tam da bizi anlatmış.
Neden istediğimiz şeyler hep zamanından çok sonra oluyor? Daha önce çok aradığımız bir şeyi işimize yaramayacağı, artık önemi olmadığı bir zaman bulduğumuz gibi.Dışarda yemek yiyip, karnımız tok eve geldiğimizde annemizin en sevdiği yemekleri yapması gibi..
Kara Bahtım Kör Talihimmmm
Bazen hayatıma istediği zaman girip istediği zaman çıkan o dengesizi düşünüyorum da sonra kendi kendimi ''Bir daha mesaj attığında cevap verme'' diye gazlıyorum.Tabii tam tahmin ettiğiniz gibi öyle olmuyor.Zaten aramızda bunu başarabilen biri varsa lütfen formülünü söylesin.
Neyse işte bir gün yine bu dengesiz mesaj attı.Tabii ben yine cevap verdim, bütün gece konuştuk.Sabah kalktım mesaj attım ''Günaydıınnnn :)))'' cevap yok.Bir mesaj daha attım ''Uyuyor musun saat kaç oldu kalk hadi :)'' yine cevap yok.Bir mesaj daha ''Uyanınca mesaj at :)'' yine cevap yok -ve zaten o saate kadar da uyumaz- hep yaptığı şey olduğu için alışmışım artık ama yine de moralim bozuldu biraz.Ben de hazırlandım dışarı çıktım biricik arkadaşımla güzel bir gün geçireceğiz.Gerçekten güzel bir geçirdik.Kahve içtik, ve sonra ben yine aldım fincanı elime her zamanki muhteşem sallama yeteneğimi kullanarak bir şeyler salladım fal bakıyorum diye.Aslında pek de böyle hanım hanımcık oturup muhabbet etmekten anlayan kızlardan değiliz :) Kalkıp yine playstationa gittik.En sonunda geç olunca evlere dağılmaya karar verdik eve dönerken makyajımı tazeledim parfüm şişemi üstüme boşalttım daha sonra ''hadi gidelim'' dedim.Arkadaşım öylece baktı yüzüme ''eve gittiğine emin misin''.Aklımdaki şu ''şimdi eve giderken dengesizle karşılaşırsak çirkin görünmeyeyim bir de sarılırsa parfüm kokumu alsın'' Zaten bizim eve oldukça yakın oturuyor ve çok sık karşılaşıyoruz.Ama en sık babamın terlikleriyle markete gittiğimde karşılaşıyoruz.Kara bahtım kör talihiimmm.
En sonunda ayrıldık arkadaşımla eve doğru gidiyorum.Etrafıma bakına bakına.Artık yolun sonuna geldim bütün ümidim bitmiş tükenmiiiiş, karşıdan ona benzeyen biriyle onun köpeği geliyor.Çok sevindim tabii.Ama gelenin ondan da öküz abisi olduğunu öğrenince yıkıldıım.Neden abisi öküz?
Ben tam abisine bakıp üzülüyorken dengesizin yanında ''Ayyy bu çok tatlıııı'' diye sevdiğim o gerizekalı köpeği üstüme atladı.Biraz yerde yuvarlandık en sonunda kurtuldum köpekten.Öküz abisi gerçekten öküz ki öylece durup köpeğin bana saldırmasını izledi.Köpekten kurtulduğumda ise en gıcık en öküz sesiyle köpeğine seslenişi duydum ''gel oğluum geel hadii''.Öküz abisine sinirlendim evet ama en çok ''ben o kadar parfümü köpeğe mi sıkmışım yani?'' diye sinirlendim.
O zaman bir de şarkıyla bitirelim: http://www.youtube.com/watch?v=49Kh1mS4Fhs
Neyse işte bir gün yine bu dengesiz mesaj attı.Tabii ben yine cevap verdim, bütün gece konuştuk.Sabah kalktım mesaj attım ''Günaydıınnnn :)))'' cevap yok.Bir mesaj daha attım ''Uyuyor musun saat kaç oldu kalk hadi :)'' yine cevap yok.Bir mesaj daha ''Uyanınca mesaj at :)'' yine cevap yok -ve zaten o saate kadar da uyumaz- hep yaptığı şey olduğu için alışmışım artık ama yine de moralim bozuldu biraz.Ben de hazırlandım dışarı çıktım biricik arkadaşımla güzel bir gün geçireceğiz.Gerçekten güzel bir geçirdik.Kahve içtik, ve sonra ben yine aldım fincanı elime her zamanki muhteşem sallama yeteneğimi kullanarak bir şeyler salladım fal bakıyorum diye.Aslında pek de böyle hanım hanımcık oturup muhabbet etmekten anlayan kızlardan değiliz :) Kalkıp yine playstationa gittik.En sonunda geç olunca evlere dağılmaya karar verdik eve dönerken makyajımı tazeledim parfüm şişemi üstüme boşalttım daha sonra ''hadi gidelim'' dedim.Arkadaşım öylece baktı yüzüme ''eve gittiğine emin misin''.Aklımdaki şu ''şimdi eve giderken dengesizle karşılaşırsak çirkin görünmeyeyim bir de sarılırsa parfüm kokumu alsın'' Zaten bizim eve oldukça yakın oturuyor ve çok sık karşılaşıyoruz.Ama en sık babamın terlikleriyle markete gittiğimde karşılaşıyoruz.Kara bahtım kör talihiimmm.
En sonunda ayrıldık arkadaşımla eve doğru gidiyorum.Etrafıma bakına bakına.Artık yolun sonuna geldim bütün ümidim bitmiş tükenmiiiiş, karşıdan ona benzeyen biriyle onun köpeği geliyor.Çok sevindim tabii.Ama gelenin ondan da öküz abisi olduğunu öğrenince yıkıldıım.Neden abisi öküz?
Ben tam abisine bakıp üzülüyorken dengesizin yanında ''Ayyy bu çok tatlıııı'' diye sevdiğim o gerizekalı köpeği üstüme atladı.Biraz yerde yuvarlandık en sonunda kurtuldum köpekten.Öküz abisi gerçekten öküz ki öylece durup köpeğin bana saldırmasını izledi.Köpekten kurtulduğumda ise en gıcık en öküz sesiyle köpeğine seslenişi duydum ''gel oğluum geel hadii''.Öküz abisine sinirlendim evet ama en çok ''ben o kadar parfümü köpeğe mi sıkmışım yani?'' diye sinirlendim.
O zaman bir de şarkıyla bitirelim: http://www.youtube.com/watch?v=49Kh1mS4Fhs
4 Ağustos 2013 Pazar
Geceler hiç bitmesin istiyorum, bu sessizlik, yıldızlar hiç gitmesin hatta.Ama bitmesin, gitmesin istediğim ne çok şey varsa hepsi bitti ya da gitti.Aslında zaten hep öyle olmuyor mu? Bir şeyi çok istediğimiz zaman olmuyor.Ya da beklememizi söylüyorlar hep bekliyoruz bir umut.Çok bekledim, ne kadar uzun süredir beklediğimi bilmiyorum ama zaman beklerken daha da uzun geçiyor bitmek bilmiyor.En kötüsü de beklemekten başka bir şey yapamıyoruz.
Çok sevdiğimiz bir eşyamızı kaybettiğimizde duyduğumuz üzüntüden daha farklı çok sevdiğimiz birini kaybetmek.Bir yere bakınca bulamıyoruz, hatta öyle ki bir yere bakamıyoruz.Bir yatağın altında, bir çekmecede olması ne güzel olurdu oysa ki.En azından bakınca bulma şansımız var.Ama bir çekmecede olmuyor, evin her yerinde arayamıyoruz bu yüzden.Peki ne yapıyoruz? Ya da ne yapabiliyoruz? Beklemek.Oysa adı bile sıkıcı beklemenin.Öyle çaresiz.
Çok bekledim seni.Gittiğinde öyle acımasızdın ki.''Beni beklemene gerek yok, ben beklenmeyi asla haketmiyorum.Zaten geri de dönmeyeceğim'' der gibiydin.Ama ben yine de bekledim.Artık anladım gelmeyeceğini.Vazgeçtim beklemekten, güzel bir hayatım var ve artık başkalarını bekliyorum.Yeniden gelmeleri için değil ilk kez gelmeleri için.Tam anlamıyla.
3 Ağustos 2013 Cumartesi
Çocukluğumu düşünüyorum da tam anlamıyla bir çocukluk yaşamışım ben.İki tane zalim abla bir de her şeye ağlayan bir çocuk.
Kulaklarım olması gerekenden biraz daha büyük ve kepçe olduğu için hala üzüldüğüm doğrudur ama o zamanlar zalim ablaların da etkisiyle daha bir üzülüyordum ben üzüldükçe zalim ablalar dalga geçiyor.En sonunda gel çözüm bulalım kulaklarına diye bir fikir attılar ortaya ''hadi gel kulaklarını bantlayalıım o zaman düzeliir'' zalim diye boşuna demiyorum neyse işte bantladık kulaklarımı öylece uyudum gece.Sabah da bir heyecanla kalktım düzeldi diye.Bütün gece o bantla yatıp çektiğim işkenceye mi ağlayayım, kulaklarıma mı?
Ama yok ben yine akıllanmam daha zalim ablalardan neler neler çektim, çocukken bu kadar şeye katlanmışsam şimdi bana hayatta bir şey olmaz..
Kulaklarım olması gerekenden biraz daha büyük ve kepçe olduğu için hala üzüldüğüm doğrudur ama o zamanlar zalim ablaların da etkisiyle daha bir üzülüyordum ben üzüldükçe zalim ablalar dalga geçiyor.En sonunda gel çözüm bulalım kulaklarına diye bir fikir attılar ortaya ''hadi gel kulaklarını bantlayalıım o zaman düzeliir'' zalim diye boşuna demiyorum neyse işte bantladık kulaklarımı öylece uyudum gece.Sabah da bir heyecanla kalktım düzeldi diye.Bütün gece o bantla yatıp çektiğim işkenceye mi ağlayayım, kulaklarıma mı?
Ama yok ben yine akıllanmam daha zalim ablalardan neler neler çektim, çocukken bu kadar şeye katlanmışsam şimdi bana hayatta bir şey olmaz..
1 Ağustos 2013 Perşembe
Sonunu düşünerek yaşamak ve bir şeyler yapmak ne kadar doğru ki? Öyle
yaşayan insan ne kadar mutlu? Sonunu düşünürek bir şeyler yapan insan
korkak insandır kaybetmekten korkan insan.Aslında hangimiz korkmuyoruz
kaybetmekten? Ama ne olacak sonu diye düşünerek yaşarken kaybeder bence
insan.Sevdiğini, sırılsıklam aşık olduğunu kaybederim diye söylemeyen
insan, sonunu düşünen insan kaybeder aslında.Her şey için ufacık bir
şansımız vardır oysa ki.Umutlarımız..bu ufacık şanstan doğmaz mı?
Umutları olmayan insanlar şansa inanmayan insanlar, sonunu düşünerek
yaşayan insanlar ve hatta kendilerine şans vermeyen
insanlar.Kaybederler.Sonunu düşünmemek lazım yaşayacaklarımızın, ya
kaybedersem diye düşünüp o ufacık şansımıza küsmemek lazım, gerçekten
kaybetmemek için, gerçekten yaşamak için..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
5 Aralık 2013 Perşembe
Sevdikleriniz için kendi mutluluğunuzdan vazgeçip onların mutluluğuyla mutlu oldunuz mu hiç?
Fedakarlığı gerçekten bilmek demektir bu.Hatta bazen bilmemeyi istemektir.Hayata göre daha iyidir bazı insanlar.Daha çok üzülürler bu yüzden.Kimseyi kırmadan üzülürler ama.Etrafındaki insanların mutluluğuyla mutlu olmaya çalışırlar.Onlar için ağlamak yetmez.Sonsuza kadar ağlamak vardır içlerinde.Kimseyi üzmemek için üzülürler.Sonra insanlardan nefret edip başka varlıkların olduğu bir dünya kurarlar içlerinde.Ama hiçbir şey başka insanlar için kırılan kalplerini onaramaz.Çok uzaklara gitmek vardır içlerinde.Gidemezler...Fedakarlığı bilirler çünkü, onları seven insanlar üzülmesin diye gidemezler bu sefer de.Hayatları boyunca fedakar olmanın suçunu yaşayarak üzülürler.En ufacık şeylere mutlu olmaya çalışırlar.Belki olurlar, belki olmazlar ama olmuş gibi yaparlar.İyi bir oyuncudur fedakar insanlar.Zararsız oyunculardır çevreleri için ama büyük zarar verirler kendilerine,kalplerine,umutlarına..
Hiç öğrenmemiş olmayı dilerler fedakarlığı.Çünkü başka kalpler için kalbinin atmasıdır fedakarlık.Başkası kırılmasın diye kendini otuz parçaya bölmektir, üzülmektir.En önemlisi gitmek isteyip gidememektir fedakarlık.
Fedakarlığı gerçekten bilmek demektir bu.Hatta bazen bilmemeyi istemektir.Hayata göre daha iyidir bazı insanlar.Daha çok üzülürler bu yüzden.Kimseyi kırmadan üzülürler ama.Etrafındaki insanların mutluluğuyla mutlu olmaya çalışırlar.Onlar için ağlamak yetmez.Sonsuza kadar ağlamak vardır içlerinde.Kimseyi üzmemek için üzülürler.Sonra insanlardan nefret edip başka varlıkların olduğu bir dünya kurarlar içlerinde.Ama hiçbir şey başka insanlar için kırılan kalplerini onaramaz.Çok uzaklara gitmek vardır içlerinde.Gidemezler...Fedakarlığı bilirler çünkü, onları seven insanlar üzülmesin diye gidemezler bu sefer de.Hayatları boyunca fedakar olmanın suçunu yaşayarak üzülürler.En ufacık şeylere mutlu olmaya çalışırlar.Belki olurlar, belki olmazlar ama olmuş gibi yaparlar.İyi bir oyuncudur fedakar insanlar.Zararsız oyunculardır çevreleri için ama büyük zarar verirler kendilerine,kalplerine,umutlarına..
Hiç öğrenmemiş olmayı dilerler fedakarlığı.Çünkü başka kalpler için kalbinin atmasıdır fedakarlık.Başkası kırılmasın diye kendini otuz parçaya bölmektir, üzülmektir.En önemlisi gitmek isteyip gidememektir fedakarlık.
3 Eylül 2013 Salı
Bugün Günlerden Yine Arkadaşlık!
Yok yok bana arkadaşlarımı paylaşmaktan bahsetmeyin! Tamam her şeyimi paylaşabilirim ama arkadaşlarımı asla.Hayır gören de 56855648 tane arkadaşım olduğunu düşünecek.Toplasan bir elin parmaklarını geçmez oysa ki arkadaş sayım.Bu yüzden daha da değerli mi oluyor çözemiyorum ama arkadaşlarımı başkalarıyla paylaşmayacak kadar değerli olduklarını biliyorum.
Yine hangi günde olduğumuzu farketmeden monoton hayatıma devam ediyorum ve facebooktan arkadaşımla konuşuyorum.Yeni sayılır sevgili arkadaşım.Bu yıl okulun başlarında tanıştık.Tamam, yeni olabilir ama yine de yeni gibi gelmiyor bana.Adı mı? Adı ''çolak''.Gerçekten parmakları yamuk ve bence çolak ona çok yakışan bir ad.Yeni kanka yapmış, artık en birincisi oymuş.Bak bak! Bir kere en birincisi benim.Hem evde kalırsam benimle de evlenecekti.Neyse ona başka çare buluruz da ben arkadaşımı paylaşamam kimseler kusura bakmasın.Bir de soruyor ''kıskandın mı'' diye.E yani soru mu bu şimdi.Tabii kıskandım, ben burada arkadaşımı kimseyle paylaşamam diyorum.Ama tabii dinleyen yok!
Daha önce hiç bu kadar iyi arkadaşlarım olmadığından mıdır bilmiyorum ama arkadaş konusunda çok kıskancım.Hatta sonradan görmeyim ben, evet evet.Çolağın çolaklıklarını bir kenara koyuyorum şimdi.Arkadaşlarım o kadar değerli ki.Onları bir patavatsızlık yapıp kıracağım diye ödüm kopuyor.Geçenlerde kırdığım arkadaşımın da ne yapıp edip gönlünü aldım.Zaten öyle kalamazdık ki.Arkadaşlarım dediğim insanlardan daha farklı, kardeşim olabilir mesela o.
Ve anlayamadığım bir noktaya daha gelecek olursak ''arkadaş'' kavramına bu kadar önem verirken neden böyle şanssızım? Ama galiba kural bu.Önem verdiğin konularda şanssız olmak.Kimimiz gerçekten aşkı arıyorken, buna çok önem verirken hiç bulamıyoruz.Hatta aksine aşktan çok çok uzak kalıyoruz inadına gibi.Kimimiz benim gibi arkadaşlığa bu kadar önem verirken bir türlü gerçek olanı bulamıyoruz.Üzerine titrediğimiz şeyler hemen bozulur ya sanırım bunun açıklaması da bu..
Yine hangi günde olduğumuzu farketmeden monoton hayatıma devam ediyorum ve facebooktan arkadaşımla konuşuyorum.Yeni sayılır sevgili arkadaşım.Bu yıl okulun başlarında tanıştık.Tamam, yeni olabilir ama yine de yeni gibi gelmiyor bana.Adı mı? Adı ''çolak''.Gerçekten parmakları yamuk ve bence çolak ona çok yakışan bir ad.Yeni kanka yapmış, artık en birincisi oymuş.Bak bak! Bir kere en birincisi benim.Hem evde kalırsam benimle de evlenecekti.Neyse ona başka çare buluruz da ben arkadaşımı paylaşamam kimseler kusura bakmasın.Bir de soruyor ''kıskandın mı'' diye.E yani soru mu bu şimdi.Tabii kıskandım, ben burada arkadaşımı kimseyle paylaşamam diyorum.Ama tabii dinleyen yok!
Daha önce hiç bu kadar iyi arkadaşlarım olmadığından mıdır bilmiyorum ama arkadaş konusunda çok kıskancım.Hatta sonradan görmeyim ben, evet evet.Çolağın çolaklıklarını bir kenara koyuyorum şimdi.Arkadaşlarım o kadar değerli ki.Onları bir patavatsızlık yapıp kıracağım diye ödüm kopuyor.Geçenlerde kırdığım arkadaşımın da ne yapıp edip gönlünü aldım.Zaten öyle kalamazdık ki.Arkadaşlarım dediğim insanlardan daha farklı, kardeşim olabilir mesela o.
Ve anlayamadığım bir noktaya daha gelecek olursak ''arkadaş'' kavramına bu kadar önem verirken neden böyle şanssızım? Ama galiba kural bu.Önem verdiğin konularda şanssız olmak.Kimimiz gerçekten aşkı arıyorken, buna çok önem verirken hiç bulamıyoruz.Hatta aksine aşktan çok çok uzak kalıyoruz inadına gibi.Kimimiz benim gibi arkadaşlığa bu kadar önem verirken bir türlü gerçek olanı bulamıyoruz.Üzerine titrediğimiz şeyler hemen bozulur ya sanırım bunun açıklaması da bu..
30 Ağustos 2013 Cuma
1 Kadın 2 Salak
Yine hayatım bok gibi gidiyor ve ben yine geceler dışında günün hemen hemen her saatini uyuyarak değerlendiriyor ya da kitap okuyorum.Uzun süredir okumak istediğim ve sonunda okuyabildiğim bu kitabı sizlerle de paylaşmak istedim :)
Dizüstü Edebiyat'ın son kitabı yine harika.Kitabın içindeki açıklamayı okuyunca da anlayacaksınız Dizüstü Edebiyat'ın bu 6. kitabı ''Türkiye'nin ilk mobil etkileşimli basılı kitap projesi'' olarak isimlendiriliyor.Kitabın bazı sayfalarında konuyla ilgili özel içeriğe sahip barkodlar var.Tabii bu barkodları görebilmek için önce telefonuma barkod tarayıcısını indirmem gerekti.
Kitabımızın adından da anlayabileceğimiz üzere 3 ana karakteri var; 1 kadın olan Eylül, 1 salak olan Mesut ve 1 salak Massimo.Konusunu da anlamak zor değil aslında, hatta kitaptan çıkardığım anafikirle hemen anlayacaksınız; ''2 erkek 1 kadına aşık olursa ne olur?'' Kitabın 2 farklı kişinin ağzından anlatılıyor oluşu oldukça güzel geldi bana, daha bir keyifle okudum.Sıkmayan bir anlatım biçimi var ve 2 günde bitirilebilecek kadar akıcı da.Güldürüyor olmasını hiç söylemiyorum bile.Ama bu kitapta sevmediğim şey bazı barkodların bana gereksiz gelmesi.O barkodlar kitaptan kopartıyormuş gibi geldi her ne kadar konuyla ilgili olsa da.
Tabii yorum yapmak bizlere düşmez ama kitap hakkında kısaca düşüncelerimi ifade edecek olursam sevmediğim çok az yönü var ve uzun zamandır böylesine severek okuduğum bir kitap daha hatırlamıyorum.Kesinlikle sizlere de tavsiye ederim, tabii benim gibi geç kalıp okumamışsanız :)
22 Ağustos 2013 Perşembe
''Acılar gözlerini dikmiş üstüme nöbette''
Yine hiçbir şey yolunda değil..En kıymetlimi, arkadaşımı hatta üçüncü kardeşimi ben kırdım.Onu kıranları öldüresim geliyordu da şimdi ne yapmalıyım?
Yakın arkadaşlarımızdan birisi bir fotoğraf attı, baktım onunla konuşmaları.''O zaten hayvan'' demiş benim için, diğer arkadaşım da ''Gökçen mi he evet :D'' demiş.Ne anlayayım şimdi buradan? O bana hayvan desin, zaten hep diyor ilginç bir arkadaşlığımız var, ablalarım kadar samimi.Ama bu hiç olmadı ben de mesaj attım oldukça uzun.Meğer o tavşan için demiş ''o zaten hayvan'' diye.''Bana bu kadar mı güveniyorsun?'' dedi.Haklı.Çok kırdım onu çok.Bir yanım eksik şimdi.Ne yapacağım hiç bilmiyorum.İlk hatam da değil üstelik.Onca anıyı sikip attım.Tek arkadaşım, annem, babam, ablam, abim o benim.Küçükken de yıldızlara aşıktım.Onlardı benim olmayan arkadaşım.Şimdi aynı dünyadan olan bir arkadaşım var hatta öyle ki arkadaş demek yetmiyor.Üzgünüm arkadaşım, kardeşim, her şeyim...Şimdi onun gibi ben de kırgınım, kendime.
Geç bulduğumuz bir şey erken gidiyor ya bizi en çok o yıpratıyor sanki.Tatile gittiğimizde son gün tatilin tadını çıkarıp daha yeni keyif aldığımızda dönmemiz gibi.Erken bitmese geç kazandığımız şeyler, ya da geç kazanmasak..
Bu geceye yakışır güzel bir şarkıyla bitirelim o zaman.
Yakın arkadaşlarımızdan birisi bir fotoğraf attı, baktım onunla konuşmaları.''O zaten hayvan'' demiş benim için, diğer arkadaşım da ''Gökçen mi he evet :D'' demiş.Ne anlayayım şimdi buradan? O bana hayvan desin, zaten hep diyor ilginç bir arkadaşlığımız var, ablalarım kadar samimi.Ama bu hiç olmadı ben de mesaj attım oldukça uzun.Meğer o tavşan için demiş ''o zaten hayvan'' diye.''Bana bu kadar mı güveniyorsun?'' dedi.Haklı.Çok kırdım onu çok.Bir yanım eksik şimdi.Ne yapacağım hiç bilmiyorum.İlk hatam da değil üstelik.Onca anıyı sikip attım.Tek arkadaşım, annem, babam, ablam, abim o benim.Küçükken de yıldızlara aşıktım.Onlardı benim olmayan arkadaşım.Şimdi aynı dünyadan olan bir arkadaşım var hatta öyle ki arkadaş demek yetmiyor.Üzgünüm arkadaşım, kardeşim, her şeyim...Şimdi onun gibi ben de kırgınım, kendime.
Geç bulduğumuz bir şey erken gidiyor ya bizi en çok o yıpratıyor sanki.Tatile gittiğimizde son gün tatilin tadını çıkarıp daha yeni keyif aldığımızda dönmemiz gibi.Erken bitmese geç kazandığımız şeyler, ya da geç kazanmasak..
Bu geceye yakışır güzel bir şarkıyla bitirelim o zaman.
19 Ağustos 2013 Pazartesi
Şuanın Tadını Çıkaralım
Şu aralar internet sıkıntısı yaşıyorum ve bu yüzden yazamıyordum tabii yazamamanın verdiği bir burukluk var ee ben de ne yapayım günlüğümle yetindim, küsmüş bana papucum dama mı atıldı diye, onun da gönlünü alıp geldim..
Babam bir süreliğine şehir dışına gitmişti.Bugün geldi nasıl özlemişim 13 günde.Yaşlanmış da sanki babam hatta aradan 13 gün değil 13 sene geçmiş gibi.Biraz kilo almış bıyık da bırakmış ama yine çok yakışıklı görünüyor.Babacım her zaman benim kahramanımdı benim ne kadar büyüsem de onun küçücük kızı olduğum gibi.Ve biliyorum ki küçük kızlar ne kadar büyürse büyüsün hep küçük kız olarak kalıyorsa kahramanlar da ne yaparsa yapsın hep kahraman olarak kalıyor.
Ben ne arkadaş yönünden şanslıyım ne aşk.Ama o kadar da önemli değil, ailem yönünden şanslı olmak isterdim.O hayallerimde ki gibi.Küçük kız hiç büyümeseydi, kahraman hiç hata yapmasaydı.Ama biz seçemiyoruz ki hayatımızın nasıl olacağını.Yıldızlar da yetmiyor, ailemi orada bile bulamıyorum.Ben de ayrı ayrı seviyorum annemi, babamı, ablalarımı...Ayrı ayrı olmasının tek eksiği annemin adının anne, babamın adının baba, ablalarımın adının abla ve hepimizin adının aile olmaması.Adları artık mühim değil 43, 53, 63 yıl sonra o insanların benimle olmayacaklarını düşününce.Hep birlikte aile olmayabiliriz ama şuanın, onlarla birlikte olmanın tadını çıkarıyorum 63 yıl sonrasını düşünerek..
Büyüdükçe bozuluyor güzel büyüler.Hayat zor geliyor.Daha da büyüyeceğiz daha da zor gelecek belki.Sokakta saklambaç oynarken yakalanmanın üzüntüsünden daha büyük üzüntüler yaşayacağız belki.Hatta daha da büyüklerini yaşayacağız.Yaşayalım, sonrasını düşünerek, büyüdükçe daha büyüklerini yaşayacağımızı unutmayarak, şuanın tadını çıkaralım..
| |||
11 Ağustos 2013 Pazar
Harika Bir Çekiliş Vaaaaar :)
Kitap denilince akan sular duruyor sanki :)) Hatta ben ben en duygusal filmlerde ağlamayıp kitap okurken hüngür hüngür ağlayan biriyim, ablam böyle olmamla çok dalga geçiyor ama ne yapayım o kadar kaptırıyorum ki kendimi kitaplara..
İşte şimdi de Her Şeyden Bir Tutam harika bir çekiliş düzenlemiş, ben de hemen katılıp sizlerle paylaştım.Üstelik yapılması gereken şeyler o kadar kolay ki, yalnızca takip edip yorum atmanız yeterli.Bunun dışında puan istiyorsanız Facebook Arkadya Yayınları'nı beğenebilirsiniz, ve Blog,twitter,facebookta duyurabilirsiniz.Bunların her biri +1 puan, hepimize bol şans :)
Veee bir de heediyesinee bakın, çekiliş için TIKLAYIN
İşte şimdi de Her Şeyden Bir Tutam harika bir çekiliş düzenlemiş, ben de hemen katılıp sizlerle paylaştım.Üstelik yapılması gereken şeyler o kadar kolay ki, yalnızca takip edip yorum atmanız yeterli.Bunun dışında puan istiyorsanız Facebook Arkadya Yayınları'nı beğenebilirsiniz, ve Blog,twitter,facebookta duyurabilirsiniz.Bunların her biri +1 puan, hepimize bol şans :)
Veee bir de heediyesinee bakın, çekiliş için TIKLAYIN
10 Ağustos 2013 Cumartesi
Tırnaklarımla Uğraşmayı Seviyorum :)
Her kız gibi ben de tırnaklarımla uğraşmayı çok seviyorum, bu konuda pek becerikli sayılmam ama yine de bir şeyler yapıyorum işte sizinle de paylaşmak istedim :)

Daha sonra çileğin içindeki o çekirdekleri için yine Pastel'in Perfumed Nail Polish serisinin sarısını kullanarak kırmızının üzerine düz minik çizgiler çizdim ve son olarak da Flormar şeffaf oje kullandım numarası 301
Umarım beğenmişsinizdir yorumlarınızı bekliyorum :)
Bugün de çilek yaptım ya da yapmaya çalıştım emin değilim :)) Kullandığım ojeleri ve nasıl yaptığımı hemen anlatayım;
İlk olarak maybelline kırmızıyı bütün tırnaklarıma sürdüm, numarası 349
Sonra çileğin yaprakları için Pastel'in Perfumed Nail Plish serisinin yeşilini kullandım, ama ondan önce kırmızının üstüne direk yeşili sürdüğümde belli olmayacağı için Flormar ince uçlu beyaz kullandım numarası NA01

Daha sonra çileğin içindeki o çekirdekleri için yine Pastel'in Perfumed Nail Polish serisinin sarısını kullanarak kırmızının üzerine düz minik çizgiler çizdim ve son olarak da Flormar şeffaf oje kullandım numarası 301
Umarım beğenmişsinizdir yorumlarınızı bekliyorum :)
9 Ağustos 2013 Cuma
Mutlu Bayramlaar :)
Bayram, akraba ziyaretleri derken burayı çok ihmal ettim ve farkettim ki yazmayı özlemişim :) Eve geldim ve ilk işim bunu yazmak oldu.
Hayatımda geçirdiğim en sıkıcı bayramdı diyebilirim.Hep birlikte anneanneme gittik kalmak için, bayram sabahı orada olalım diye düşündük.Düşünmez olaydık.Çok sıkıldım.Şehir dışından yengem ve kuzenlerim geldi gece kuzenimle balkonda oturup yıldızları izledik.Yaklaşık 2 yıldır görüşmüyorduk zaten de yine de kuzenimi yeni keşfetmiş sayılırım :) Yıldızları çok seviyormuş o da.Yaşlarımız da yakın, 1 yaş var aramızda.Oturup dertleştik, artık yalnızca kuzenim değil sırdaşım da.Ayy bir de sabaha doğru ona bir kahve yapmışım zehirlenecek de yengem beni öldürecek sandım.Ama sonradan anladık ki o hazır kahveymiş ben klasik türk kahvesi gibi yapınca tabii öyle oldu.Nasıl şaşkınız belli değil.Neyse işte bayram diye herkes erkenden uyanmaya başladı.Televizyon izleyerek bir bayram geçirdik.Bir de toplam 2 günde yalnızca 1 saat uyuduğumun verdiği halsizlikle geçmek bilmedi zaman.Biz de kendimize latte yapıp kız kıza bahçeye indik, vakit geçsin.. :)
Hayatımda geçirdiğim en sıkıcı bayramdı diyebilirim.Hep birlikte anneanneme gittik kalmak için, bayram sabahı orada olalım diye düşündük.Düşünmez olaydık.Çok sıkıldım.Şehir dışından yengem ve kuzenlerim geldi gece kuzenimle balkonda oturup yıldızları izledik.Yaklaşık 2 yıldır görüşmüyorduk zaten de yine de kuzenimi yeni keşfetmiş sayılırım :) Yıldızları çok seviyormuş o da.Yaşlarımız da yakın, 1 yaş var aramızda.Oturup dertleştik, artık yalnızca kuzenim değil sırdaşım da.Ayy bir de sabaha doğru ona bir kahve yapmışım zehirlenecek de yengem beni öldürecek sandım.Ama sonradan anladık ki o hazır kahveymiş ben klasik türk kahvesi gibi yapınca tabii öyle oldu.Nasıl şaşkınız belli değil.Neyse işte bayram diye herkes erkenden uyanmaya başladı.Televizyon izleyerek bir bayram geçirdik.Bir de toplam 2 günde yalnızca 1 saat uyuduğumun verdiği halsizlikle geçmek bilmedi zaman.Biz de kendimize latte yapıp kız kıza bahçeye indik, vakit geçsin.. :)
6 Ağustos 2013 Salı
Bir Gün Gerçekten Dayak Yiyeceğim
Herkese günaydıınnnnn :) ''Bu saatte günaydın mı olur'' diyeceksiniz belki de haklısınız ama hem geceyi hem de uyumayı seviyorum işte bu yüzden sabahları uyuyup bu saatlerde kalkıyorum :)
Rüyamda dayak yiyordum :) Yani aslında bakarsanız bir gün olacağı o.Yüksek sesle herkes hakkında yorum yapıyorum korkmadan, sonra dönüp gözlerini gördüğüm anda donup kalıyorum.Hayır madem korkuyorum neden duyacağını bile bile bir şeyler söylüyorum ki?
Geçen yıl okulun son günleri bahar şenlikleri var okulda.Müdürümüz serbest gelebileceğimizi söyledi.Millet nasıl seviniyor, hayır anlamıyorum neden bu kadar seviniyorlar ha bir kot giyip gelmişsin ha okul pantolonu ne farkediyor yani? Neyse işte ertesi gün sabah oldu.Kalktım, zaten saat sabahın yedisi.Bir de ne giyeceğim diye düşünmektense ilk önüme geleni giyiverdim.Bir pantolon bir de kareli gömlek.
Gittim okula, okulda olup olmadığımı anlayamadım gerçekten.Kız benim ablamın düğününde giyebileceğim bir etek giymiş, diğeri amcamın düğününde giyebileceğim bir elbise.Hadi yine o kadarını anladım da topuklu ayakkabı nedir ya? Okuldasın sen okulda okulda.Yanımdaki arkadaşıma kızın ayakkabılarından bahsettim ''Oha artık ya topuklu giymişler, gelinlikle gelseydin o az olmuş ya''.Kız duymuş geldi yanıma tık tık tık.''Sen bana mı diyorsun?'' dedi.Tabii onun ayakkabılarından çıkan ses benim kalbimden çıkıyor.Çünkü baktım bu kız beni kesin döver, pestilimi çıkarır en iyisi hiç bulaşmayayım.''Yok yok ben sana demedim'' diyebildim.Nasıl korkağım Allahıımmmm.Kız da ''Gözüm üzerinde'' diyip gitti.Hayır kız babama benziyor bir de topuklu giymiş onu da anlamadım ya neyse.O günden sonra bir daha kimse hakkında yorum yapmamaya karar verdim ama tabii o günden bu güne başıma daha neler neler geldi :)
Bir de güzel bir günaydın şarkısı olsun sizlere :))
Rüyamda dayak yiyordum :) Yani aslında bakarsanız bir gün olacağı o.Yüksek sesle herkes hakkında yorum yapıyorum korkmadan, sonra dönüp gözlerini gördüğüm anda donup kalıyorum.Hayır madem korkuyorum neden duyacağını bile bile bir şeyler söylüyorum ki?
Geçen yıl okulun son günleri bahar şenlikleri var okulda.Müdürümüz serbest gelebileceğimizi söyledi.Millet nasıl seviniyor, hayır anlamıyorum neden bu kadar seviniyorlar ha bir kot giyip gelmişsin ha okul pantolonu ne farkediyor yani? Neyse işte ertesi gün sabah oldu.Kalktım, zaten saat sabahın yedisi.Bir de ne giyeceğim diye düşünmektense ilk önüme geleni giyiverdim.Bir pantolon bir de kareli gömlek.
Gittim okula, okulda olup olmadığımı anlayamadım gerçekten.Kız benim ablamın düğününde giyebileceğim bir etek giymiş, diğeri amcamın düğününde giyebileceğim bir elbise.Hadi yine o kadarını anladım da topuklu ayakkabı nedir ya? Okuldasın sen okulda okulda.Yanımdaki arkadaşıma kızın ayakkabılarından bahsettim ''Oha artık ya topuklu giymişler, gelinlikle gelseydin o az olmuş ya''.Kız duymuş geldi yanıma tık tık tık.''Sen bana mı diyorsun?'' dedi.Tabii onun ayakkabılarından çıkan ses benim kalbimden çıkıyor.Çünkü baktım bu kız beni kesin döver, pestilimi çıkarır en iyisi hiç bulaşmayayım.''Yok yok ben sana demedim'' diyebildim.Nasıl korkağım Allahıımmmm.Kız da ''Gözüm üzerinde'' diyip gitti.Hayır kız babama benziyor bir de topuklu giymiş onu da anlamadım ya neyse.O günden sonra bir daha kimse hakkında yorum yapmamaya karar verdim ama tabii o günden bu güne başıma daha neler neler geldi :)
Bir de güzel bir günaydın şarkısı olsun sizlere :))
5 Ağustos 2013 Pazartesi
Vaktinden Çok Sonra..
Yağmurlar..Yağmurda ıslanmak hatta hasta oluncaya kadar ıslanmak en çok yapmaktan hoşlandığım şeylerden.Yağmurlar üzüntümü yıkıyor.Gözyaşlarıma karışıp benimle birlikte ağlıyor.
O yokken ben hep yağmurlara sarıldım.O yoktu yağmurlar vardı.Artık kendimi o kadar kaptırmıştım ki gelip gelmeyeceği umrumda değildi.Yağmurları ondan bile çok seviyordum.Geldi.Yine yağmurlu bir günde.Yağmurları sevdiğimi biliyordu da ondan mı yağmurlu bir günü tercih etti? Yağmurları sevmeyen bir insanı ben nasıl sevebiliyor muşum? O kadar değerli ki yağmurlar.. Zaten gelmesiyle gitmesi bir olmuştu. Ama gitmeden önce yağmurun ne kadar güzel yağdığından bahsetmiştim.Bana ''Benden öyle yağmurmuş yıldızlarmış bir şey bekleme'' demişti.''Senin yağmurları sevmeni beklemiyorum, zaten sevemezsin sen.Anlamazsın'' diyebilmiştim zar zor.Şimdi onun da benim gibi yağmurları sevdiğine ne demeli?Artık ondan vazgeçmişken, artık biz bitmişken tam da benim gibi olması..Cem adrian bir şarkısında sanki tam da bizi anlatmış.
Neden istediğimiz şeyler hep zamanından çok sonra oluyor? Daha önce çok aradığımız bir şeyi işimize yaramayacağı, artık önemi olmadığı bir zaman bulduğumuz gibi.Dışarda yemek yiyip, karnımız tok eve geldiğimizde annemizin en sevdiği yemekleri yapması gibi..
Kara Bahtım Kör Talihimmmm
Bazen hayatıma istediği zaman girip istediği zaman çıkan o dengesizi düşünüyorum da sonra kendi kendimi ''Bir daha mesaj attığında cevap verme'' diye gazlıyorum.Tabii tam tahmin ettiğiniz gibi öyle olmuyor.Zaten aramızda bunu başarabilen biri varsa lütfen formülünü söylesin.
Neyse işte bir gün yine bu dengesiz mesaj attı.Tabii ben yine cevap verdim, bütün gece konuştuk.Sabah kalktım mesaj attım ''Günaydıınnnn :)))'' cevap yok.Bir mesaj daha attım ''Uyuyor musun saat kaç oldu kalk hadi :)'' yine cevap yok.Bir mesaj daha ''Uyanınca mesaj at :)'' yine cevap yok -ve zaten o saate kadar da uyumaz- hep yaptığı şey olduğu için alışmışım artık ama yine de moralim bozuldu biraz.Ben de hazırlandım dışarı çıktım biricik arkadaşımla güzel bir gün geçireceğiz.Gerçekten güzel bir geçirdik.Kahve içtik, ve sonra ben yine aldım fincanı elime her zamanki muhteşem sallama yeteneğimi kullanarak bir şeyler salladım fal bakıyorum diye.Aslında pek de böyle hanım hanımcık oturup muhabbet etmekten anlayan kızlardan değiliz :) Kalkıp yine playstationa gittik.En sonunda geç olunca evlere dağılmaya karar verdik eve dönerken makyajımı tazeledim parfüm şişemi üstüme boşalttım daha sonra ''hadi gidelim'' dedim.Arkadaşım öylece baktı yüzüme ''eve gittiğine emin misin''.Aklımdaki şu ''şimdi eve giderken dengesizle karşılaşırsak çirkin görünmeyeyim bir de sarılırsa parfüm kokumu alsın'' Zaten bizim eve oldukça yakın oturuyor ve çok sık karşılaşıyoruz.Ama en sık babamın terlikleriyle markete gittiğimde karşılaşıyoruz.Kara bahtım kör talihiimmm.
En sonunda ayrıldık arkadaşımla eve doğru gidiyorum.Etrafıma bakına bakına.Artık yolun sonuna geldim bütün ümidim bitmiş tükenmiiiiş, karşıdan ona benzeyen biriyle onun köpeği geliyor.Çok sevindim tabii.Ama gelenin ondan da öküz abisi olduğunu öğrenince yıkıldıım.Neden abisi öküz?
Ben tam abisine bakıp üzülüyorken dengesizin yanında ''Ayyy bu çok tatlıııı'' diye sevdiğim o gerizekalı köpeği üstüme atladı.Biraz yerde yuvarlandık en sonunda kurtuldum köpekten.Öküz abisi gerçekten öküz ki öylece durup köpeğin bana saldırmasını izledi.Köpekten kurtulduğumda ise en gıcık en öküz sesiyle köpeğine seslenişi duydum ''gel oğluum geel hadii''.Öküz abisine sinirlendim evet ama en çok ''ben o kadar parfümü köpeğe mi sıkmışım yani?'' diye sinirlendim.
O zaman bir de şarkıyla bitirelim: http://www.youtube.com/watch?v=49Kh1mS4Fhs
Neyse işte bir gün yine bu dengesiz mesaj attı.Tabii ben yine cevap verdim, bütün gece konuştuk.Sabah kalktım mesaj attım ''Günaydıınnnn :)))'' cevap yok.Bir mesaj daha attım ''Uyuyor musun saat kaç oldu kalk hadi :)'' yine cevap yok.Bir mesaj daha ''Uyanınca mesaj at :)'' yine cevap yok -ve zaten o saate kadar da uyumaz- hep yaptığı şey olduğu için alışmışım artık ama yine de moralim bozuldu biraz.Ben de hazırlandım dışarı çıktım biricik arkadaşımla güzel bir gün geçireceğiz.Gerçekten güzel bir geçirdik.Kahve içtik, ve sonra ben yine aldım fincanı elime her zamanki muhteşem sallama yeteneğimi kullanarak bir şeyler salladım fal bakıyorum diye.Aslında pek de böyle hanım hanımcık oturup muhabbet etmekten anlayan kızlardan değiliz :) Kalkıp yine playstationa gittik.En sonunda geç olunca evlere dağılmaya karar verdik eve dönerken makyajımı tazeledim parfüm şişemi üstüme boşalttım daha sonra ''hadi gidelim'' dedim.Arkadaşım öylece baktı yüzüme ''eve gittiğine emin misin''.Aklımdaki şu ''şimdi eve giderken dengesizle karşılaşırsak çirkin görünmeyeyim bir de sarılırsa parfüm kokumu alsın'' Zaten bizim eve oldukça yakın oturuyor ve çok sık karşılaşıyoruz.Ama en sık babamın terlikleriyle markete gittiğimde karşılaşıyoruz.Kara bahtım kör talihiimmm.
En sonunda ayrıldık arkadaşımla eve doğru gidiyorum.Etrafıma bakına bakına.Artık yolun sonuna geldim bütün ümidim bitmiş tükenmiiiiş, karşıdan ona benzeyen biriyle onun köpeği geliyor.Çok sevindim tabii.Ama gelenin ondan da öküz abisi olduğunu öğrenince yıkıldıım.Neden abisi öküz?
Ben tam abisine bakıp üzülüyorken dengesizin yanında ''Ayyy bu çok tatlıııı'' diye sevdiğim o gerizekalı köpeği üstüme atladı.Biraz yerde yuvarlandık en sonunda kurtuldum köpekten.Öküz abisi gerçekten öküz ki öylece durup köpeğin bana saldırmasını izledi.Köpekten kurtulduğumda ise en gıcık en öküz sesiyle köpeğine seslenişi duydum ''gel oğluum geel hadii''.Öküz abisine sinirlendim evet ama en çok ''ben o kadar parfümü köpeğe mi sıkmışım yani?'' diye sinirlendim.
O zaman bir de şarkıyla bitirelim: http://www.youtube.com/watch?v=49Kh1mS4Fhs
4 Ağustos 2013 Pazar
Geceler hiç bitmesin istiyorum, bu sessizlik, yıldızlar hiç gitmesin hatta.Ama bitmesin, gitmesin istediğim ne çok şey varsa hepsi bitti ya da gitti.Aslında zaten hep öyle olmuyor mu? Bir şeyi çok istediğimiz zaman olmuyor.Ya da beklememizi söylüyorlar hep bekliyoruz bir umut.Çok bekledim, ne kadar uzun süredir beklediğimi bilmiyorum ama zaman beklerken daha da uzun geçiyor bitmek bilmiyor.En kötüsü de beklemekten başka bir şey yapamıyoruz.
Çok sevdiğimiz bir eşyamızı kaybettiğimizde duyduğumuz üzüntüden daha farklı çok sevdiğimiz birini kaybetmek.Bir yere bakınca bulamıyoruz, hatta öyle ki bir yere bakamıyoruz.Bir yatağın altında, bir çekmecede olması ne güzel olurdu oysa ki.En azından bakınca bulma şansımız var.Ama bir çekmecede olmuyor, evin her yerinde arayamıyoruz bu yüzden.Peki ne yapıyoruz? Ya da ne yapabiliyoruz? Beklemek.Oysa adı bile sıkıcı beklemenin.Öyle çaresiz.
Çok bekledim seni.Gittiğinde öyle acımasızdın ki.''Beni beklemene gerek yok, ben beklenmeyi asla haketmiyorum.Zaten geri de dönmeyeceğim'' der gibiydin.Ama ben yine de bekledim.Artık anladım gelmeyeceğini.Vazgeçtim beklemekten, güzel bir hayatım var ve artık başkalarını bekliyorum.Yeniden gelmeleri için değil ilk kez gelmeleri için.Tam anlamıyla.
3 Ağustos 2013 Cumartesi
Çocukluğumu düşünüyorum da tam anlamıyla bir çocukluk yaşamışım ben.İki tane zalim abla bir de her şeye ağlayan bir çocuk.
Kulaklarım olması gerekenden biraz daha büyük ve kepçe olduğu için hala üzüldüğüm doğrudur ama o zamanlar zalim ablaların da etkisiyle daha bir üzülüyordum ben üzüldükçe zalim ablalar dalga geçiyor.En sonunda gel çözüm bulalım kulaklarına diye bir fikir attılar ortaya ''hadi gel kulaklarını bantlayalıım o zaman düzeliir'' zalim diye boşuna demiyorum neyse işte bantladık kulaklarımı öylece uyudum gece.Sabah da bir heyecanla kalktım düzeldi diye.Bütün gece o bantla yatıp çektiğim işkenceye mi ağlayayım, kulaklarıma mı?
Ama yok ben yine akıllanmam daha zalim ablalardan neler neler çektim, çocukken bu kadar şeye katlanmışsam şimdi bana hayatta bir şey olmaz..
Kulaklarım olması gerekenden biraz daha büyük ve kepçe olduğu için hala üzüldüğüm doğrudur ama o zamanlar zalim ablaların da etkisiyle daha bir üzülüyordum ben üzüldükçe zalim ablalar dalga geçiyor.En sonunda gel çözüm bulalım kulaklarına diye bir fikir attılar ortaya ''hadi gel kulaklarını bantlayalıım o zaman düzeliir'' zalim diye boşuna demiyorum neyse işte bantladık kulaklarımı öylece uyudum gece.Sabah da bir heyecanla kalktım düzeldi diye.Bütün gece o bantla yatıp çektiğim işkenceye mi ağlayayım, kulaklarıma mı?
Ama yok ben yine akıllanmam daha zalim ablalardan neler neler çektim, çocukken bu kadar şeye katlanmışsam şimdi bana hayatta bir şey olmaz..
1 Ağustos 2013 Perşembe
Sonunu düşünerek yaşamak ve bir şeyler yapmak ne kadar doğru ki? Öyle
yaşayan insan ne kadar mutlu? Sonunu düşünürek bir şeyler yapan insan
korkak insandır kaybetmekten korkan insan.Aslında hangimiz korkmuyoruz
kaybetmekten? Ama ne olacak sonu diye düşünerek yaşarken kaybeder bence
insan.Sevdiğini, sırılsıklam aşık olduğunu kaybederim diye söylemeyen
insan, sonunu düşünen insan kaybeder aslında.Her şey için ufacık bir
şansımız vardır oysa ki.Umutlarımız..bu ufacık şanstan doğmaz mı?
Umutları olmayan insanlar şansa inanmayan insanlar, sonunu düşünerek
yaşayan insanlar ve hatta kendilerine şans vermeyen
insanlar.Kaybederler.Sonunu düşünmemek lazım yaşayacaklarımızın, ya
kaybedersem diye düşünüp o ufacık şansımıza küsmemek lazım, gerçekten
kaybetmemek için, gerçekten yaşamak için..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)




